ŞEHİTLERİMİZ-GAZİLERİMİZ TÜRK ULUSUNUN FEDAKAR EVLATLARI
Tokat’ın Reşadiye ilçesinde, bir görevden dönerken pusuya düşürülen ve öldürülen 7 erimiz ve üç yaralımız, kabul etmek gerekir ki hepimizi yürekten yaraladılar. Hepimiz bu çocukları sanki kendi yakınlarımız gibi yürekten selamladık, içimiz yandı ve dualarla ölenlere Ulu Tanrıdan rahmet, yaralılara acil şifalar dileyerek sonsuzluk alemine uğurladık.
Burada hemen bir gerçeğe parmak basmadan geçmek istemiyor ve yakın geçmişte yapılan bazı tartışmaları hatırlatma gereği duyuyoruz. İşte Ulus olmak budur, böyle bir şeydir. Aynı ırktan, ayni soydan gelmenin aynı dine mensup olmanın pek fazla önemi yoktur. Önemli olan 0 toplumun aynı anda acıyı veya sevinci paylaşması, aynı ülkü ve ideale sahip olmasıdır. Ölen çocuklarımızdan ikisi Muşlu ve Kürt asıllıdır. Biz onları da tıpkı diğerleri gibi aynı duygu ve aynı sevgi ile bağrımıza bastık.Eğer ulusal birliği sağlamada ırk’ın öyle öne sürüldüğü gibi aşırı bir önemi olsa idi, ne biz bu gençler için bu kadar üzülürdük, ne debu gençler vatani görev leri için bu kadar hevesli olurlardı.
Bu olay nedeni ile gerek sosyal, gerekse siyasi rant elde etmek amacıyla ortaya çıkanlar ve hatta timsah gözyaşı dökenler oldukça fazla idi. Açılım taraftarları da, açılım karşıtları da bu olaya dayanarak karşı tarafı hırpalayan demeçler verdiler. İtiraf etmeliyiz ki Biz bunlarla pek fazla ilgilenmedik, çünkü gazete köşesındeki bir haber bizi daha fazla etkilemiş ve fena halde yaralamıştı. Bu gibi olaylarda her zaman olduğu gibi şehit olan gençlerin yaşam öyküsünden kesitler ve ailevi durumları hakkında bilgiler veriliyordu. Bu yazılarda şehitlerden biri ile ilgili şu haber vardı:
“Hain saldırıda şehit olanaskerlerden Fatih Yonca’nın dramı yürekleri dağladı. 23 yaşındaki Fatih, Hatay’ın İskenderun ilçesine bağlı Bekbele Beldesine bağlı Orhangazi köyünde, teyzesine ait tek katlı, sıvasız briket evde ,biri kız dört kardeşi ve annesiyle birlikte yoksulluk içinde yaşam mücadelesi veriyordu. Annesi ve babası 4 yıl önce boşanmıştı. Eve kira vermiyor, yakınları, köy halkı ve kaymakamlıktan aldıkları çeşitli yardımlar ve kömür yardımı ile yaşamlarını sürdürüyorlardı. Maddi zorluklar nedeniyle güçlükle liseyi bitiren Fatih, Meslek Yüksek Okulunun Bilgisayar bölümüne girmeyi başardı. Bir yandan okurken bir yandan da çalışıp ailesine bakıyordu.Fatih vatani görevini yaparken de ailesi üzerine kol kanat germeyi bırakmadı. 120 lira kadar tutan asker maaşının sadece 20 lirasını kendisine ayırıyor, 100 lirasını her ay muntazaman annesine gönderiyordu.”
Hadi bakalım yapabilirseniz önleyin bakalım gözlerinizin nemlenmesini. Bu yaşıma gelene kadar aldığı burs ücretinin büyük bir kısmını ailesine gönderen Üniversite öğrencisi olduğunu duymuştum ama o minik asker harçlığından tasarruf edip te annesi ve kardeşlerine gönderen bir dev adamı ilk defa duyuyordum. Naçiz kanaatimize göre bu olay boyutları itibariyle Türkiyenin gerçekleri açısından üzerinde acilen ve önemle durulması gereken bir olaydır. Artık Fatih veya Fatihler yok ama geride bu insanların ezile büzüle de olsa sorumluluk taşıdıkları aileleri için kurdukları bir düzen var. Fatihlerin gidişi ile bu düzen temelinden sarsılıyor ve adeta kalan aile fertlerinin başına yıkılıyor. Fatihin veya Fatih gibi büyük ailevi sorumluluk taşıyan gençlerimizin geride bıraktıkları aile fertlerine göz kulak olmak hepimize düşen Ulusal bir görev olmalıdır.
Bizlerin huzur, mutluluk ve refahı için Milli Savunma Bakanlığı bünyesinde nöbeti devralan, hiç bir günahı olmadığı halde sadece Türk askeri olduğu için katledilen ve yaşam hakkı elinden alınan bu gençlere toplumumuzun bir şeyler borçlu olduğuna inanıyorum. Bu (hayali olmayan) gerçek kahramanlara borcumuzu ödemenin tek yolu, herhalde geride bıraktıkları aile fertlerine onurlu ve düzgün bir yaşam sağlamak olacaktır. Bu nedenle, devletimizi ve ulusumuzu kısır tartışmaları bir tarafa bırakarak Fatih’in veya geçmiş ve gelecekteki Fatihlerin geride bıraktıkları aile fertlerinin maddi ve manevi durumlarını ele alıp onların her türlü sıkıntıdan uzak bir yaşam sürmelerinin sağlanması için gerekli çalışmaları yapmaya davet ediyoruz.
Eğer İktidar veya Muhalefet partilerinden birinde milletvekili olsaydım, şehit olan her gencimizin ailesine Valilikler kanalı ile en az 100.000 TL verilmesi, bu meblağın yarısının hemen, kalanının bir ay içinde ödenmesini , bu yardımın sakat kalmış gazilerimize de aynen verilmesini, yaralılara da yine bir miktar mali yardım yapılması konusunda bir yasa teklifi hazırlar ve bütün partilere mensup arkadaşlarımı ikna ederek hep birlıkteMeclis Başkanlığına sunardım. Biliyorum ne milyonlar, ne de milyarlar hiç bir rakkam 20’li yaşlarda yaşam hakkı elinden alınan bir gencin hakkını vermeği sağlayamaz ama yine de Devlet ve Ulusça yapılacak yardımlar Fatihin ailesi gibi geride kalanların insanca bir yaşam sürmesine yardımcı olabilir.
Daha bir ay kadar önce bir Kore Gazimizin yoksulluk içinde ölümünü anlatırken o zamanki İktidarın bu askerlere sadece 1 dolar aylık maaş verdiğini, Birleşmiş Milletler personeli olarak tıpkı diğer ülkelerin askerleri gibi askerlerimizin de Birleşmiş Milletler fonundan dolgun bir maaş alması gerektiğini, Zamanın hükümetinin askerlere vereceği bu parayı ülkenin döviz ihtiyacını karşılamak için kullandığını ve fakirlik içinde ölen Gazimizin Devletten günümüz parası ile en az 30-40.000 dolar alacağı olduğunu yazmıştım. Kore Harbi 56 yıla yakın bir süre geride kaldı. Ama Fatih ve arkadaşları daha 3-4 gün önce katledildiler. Bu şartlar altında Fatihlerin ailelerini maddi sıkıntı değil, maddi çöküntü içinde bırakmak bırakın yurttaşlığı bir insanlık suçu olacaktır.
Mehmetçik Vakfının elindeki sınırlı imkanlarla bu ailelere destek olacağını, devletin belki de küçük bir maaş bağlıyabileceğini düşünsek te bu yardımlar asla yeterli olamayacaktır. Bu konuda Devlet gibi İl veİlçelerdeki Belediye başkanlarına da Şehit ve Gazi ailelerine destek vermede büyük görevler düşmektedir. Bu başkanlar hangi partiye mensup olurlarsa olsunlar bu konuya hemen el atmalıdırlar. En azından evsizlere adam gibi bir ev, işsiz aile fertlerine iş temin etmek gücüne sahiptirler. İnanıyoruz ki boyutu küçük te olsa böyle bir destek pek çok yaranın üzerine merhem gibi gelecektir.
Cenaze törenleri sırasında atılan sloganların, yapılan hamasi konuışmaların, TV’lerimizin başında çektiğimiz ahların vahların bu şehit ve gazilerimizin geride bıraktıkları aile fertlerine hiç bir yararı yoktur ama onların bundan sonraki yaşamlarını daha iyi şartlarda sürdürmeleri için atılacak adımlar son derecede önemlidir. Bizler de ancak bu yardımlara gücümüz nisbetinde katılabildiğimiz ölçüde yurttaşlık görevimizi yapmış sayılabiliriz.